Ölüm Üstüme Düşüyor Baba


Ölüm Üstüme Düşüyor Baba

Baba
Yıldızlar üstüme-üstüme düşüyor
Güneş üstüme-üstüme
Karanlık sokaklardan geçiyordum baba,
-içimde ürperen yalnızlığım-
bir tutam unutulmuşluk
bir tutam unutamadığım
eski hikayelerden kalma dostluk,
ve bir tutam ihanet,
çığlık çığlığa gece
çığlık çığlığa kimsesiz
bomboş sokaklar,
sessizliğin sesi kulaklarımda
damarlarımda,
tarlalardan sökün gelen
atlılar gibi
hızlanıyor nabız vuruşlarım,
gece üstüme-üstüme düşüyor baba…
korku üstüme-üstüme…

Karanlık sokaklardan geçiyordum baba
Teneffüs edilen havanın
Damardan akan kanın
Korkunun ve kavganın ardındaydım,
Umudun ve sevdanın ardında,
Sağanak ve sessiz
-gök gürültüsüz falan yani-
bir hayat yağıyordu gözyaşlarıma
ağlıyordum,
karanlıktı sokaklar baba
cansızdı,
-ağaçsız kedisizdi yani-
büyük,
tekdüze taş duvarlar vardı
harap evler,
kırık camlar vardı
üşüyordum baba,
yağmur üstüme-üstüme düşüyor
umut üstüme-üstüme

Baba…

Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba,
Bulanık ve durgun
Ölümle hayat gibi tezat
Sevdayla-nefret gibi,
Pulsuz ölü balıklar
Bir tane, yüz tane, milyon tane
Ölü balıklar,
Ağaç ölüsü gibi
Nehrin üstünde

Bulanık ırmaklardan geçiyordum baba…
Çamurdan ve kandan suları..
Balçıktan ve kandan
Balık ölüleri suyun üstünde
-insanoğlunun son ihaneti-
doğa ölüyor diyorum içimden
nehir küsmüş
güneş kızgın
ve ellerim
bir kilise ayinindeki gibi kenetli
nehir üstüme-üstüme düşüyor baba…
ölüm üstüme-üstüme

Ölüm Üstüme Düşüyor Baba

Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba…
Bir avuç sevda içimde
Horlanmış bakışları tanıdım
Horlanmış yalvarışları
Derdi ve tasayı
Hasreti ve gurbeti
Ve bütün çıplaklığıyla
Ölümü gördüm baba
Üstadın dediği gibi
-hakikat gibi çıplak-
ve kemikten elleriyle
sıtma gibi
İznik gölünden gelen ısıtma gibi
Maden ocağında gaz,
Hayata sunulan itiraz gibi
Çırılçıplak
Ölümü gördüm baba
Ölüm üstüme-üstüme düşüyor baba
Yıldız üstüme-üstüme

Umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba
Bir tutam güneş ışığı
Avuçlarımda
Yorulan ve kırılan yüreklerin
Vurulan yüreklerin
Bakımsız ve çelimsiz çocukların
-elleri yüzleri kir-pas içinde-
aç ve kimsesiz çocukların
-kemikleri sayılır gündeliklerinden-
ve ucu ucuna yaşanan
sabahların içinden geçiyordum
havada ölü balıkların kokusu
havada kan
havada burcu
havada hasatlık buğday kokusu,
avuçlarım yetmiyor
gözyaşlarıma
bulanık ırmaklar akıyor gözyaşlarımdan
umutsuz yaşamlardan geçiyordum baba…
tebessümleri çirkin
gülüşleri korkunç
sevinçleri ölü balık mahiyetinde
kocaman elleri
ve kocaman korkuları olan
-kir-pas içinde yüzleri-
umutsuz insanların yaşamlarından,
aklım kesecek elbet,
insan işi diyorum bu kavga
bu kötü bu bet sıfatlar
hepsi insan işi
aynalara bakıyorum baba
kocaman gözlerim var
kocaman ışıklar tutuyorum yüzüme,
görünmüyor gözlerimin arkası,
beynim, yüreğim
şaşırıyorum,
ışık üstüme-üstüme düşüyor baba…
gece üstüme-üstüme
şafak üstüme-üstüme.


A. Cem DÜZGÜN hakkında

1987 Yılında Niğde'de dünyaya gözlerini açan Cem, Önce İstanbul'da Microsoft Sistem Mühendisliği eğitimini tamaladıktan sonra sırası ile Yurt içi ve Yurtdışı pek çok projede görev yaptı. Şuanda Ankara'da yaşıyor ve Web sitesi içeriği, tasarımı, Seo, e-ticaret ve teknoloji alanlarında danışmanlık hizmeti veriyor. Bildiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Evli ve bir çocuk babası Cem aynı zamanda tam bir motosiklet manyağı.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.