Karar Vermek


Karar Vermek Hayatının her aşamasında isteyerek veya istemeyerek çeşitli kararlar alırsın. Fakat bugün itibari ile kaç tanesi gerçekten sana aitti?

Yahut kaçı başkalarının müdahalesinden sonra  bambaşka sonuca ulaştı? Çoğunu Hatırlamazsın bile.  Asırlardır bilinen bir kuram vardı hani SEBEP-SONUÇ ilişkisi. Bugün birlikte tarihin akışını değiştireceğiz.  Artık SEBEP-SONUÇ yerine yeni bi kuram oluşturacağız, Daha az lazım olacak bu eski dostu ise. Hani bizim bi tozlu rafımız vardı ya! Hah işte bu tozlu rafımızın, az tozlu olan kısmına ulaşabileceğimiz bir yere kaldıracağız.

Peki nedir bu yeni kuram?

Amaç = Karar-Adım-Sonuç

Neden Böyle bir kurama gereksinim var?

Cevabı tahmininden basit aslında. Uygulamakta olduğumuz veya uygulayacağımız her eylemin bir sonucu mutlaka olacaktır.  İyi veya değil.

Oysaki her karar her sebep her sonuç bir “Amaç”a hizmet etmiyor mu? Her savaş bir “Amaç” uğruna verilmiyor mu?

İşin bizi burada ilgilendir kısmı ilk aşama olan Karar verme anı. Başlangıç varsayılan bu ilk aşama, Sonuca ulaşmak ‘ta ve amaca hizmet etmekte, en önemli rolü oynar.

Şimdi basit bir örnekle olayı,  en ince noktasına kadar inceleyelim;

Resim dersinden not alacaksın ve bende senin resim Öğretmeninim.

Sana iki tane obje sundum;

“Balon   ve   Masa”

yarın bana bunlardan birinin resmini çizip getirmeni istiyorum.

Karar Vermek

1- Resmi yarın çizip gelecek misin?

A)Evet

B)Hayır.

2) A ise Neden B ise Neden?

  1. a) Evet Çizeceğim. Çünkü yüksek not almak istiyorum.
  2. b) Yarın çok daha önemli bir sınavım var ona çalışılacağım.

3) Yüksek not almak için Hangisinin resmini çizeceksin?

a)Masa

b)Balon

Amaç:

Resim dersinden veya diğerinden yüksek not almak.

Karar:

Öncelikle bu işi yapıp yapmayacağına karar vermek.

Adım:

Amaç için gerçekleştireceğin eylem:

Ders çalışmak veya resim çizmek.

Sonuç:

Amaca olan hizmetin getirisi.

Gelelim en can alıcı olan noktaya, Kararın konusunda ne kadar eminsin? Gerçekten Doğru Kararı mı verdin?  Yoksa hepimiz ölecek miyiz ?

Yaşamının Her anında mutlak suretle yol göstermek, yardımcı olmak edasıyla senin kararlarına muhalefet olacak veya destekleyecek, dış etkenler yani 2. kişiler olacaktır.

Bu ikincileri zaman zaman merdivendeki  3. ayak olarak kullanabilsen de genel olarak sen son sürat koşarken önüne çıkan bir portakal tezgahından başka bir şey değildir.

Onlar kararlarını senin kararlarına karşı olarak kullanırlar ve sen eğer ki fikrini değiştirip gösterdikleri yola girersen  kendileri gurur duyarlar. Sense yavaş yavaş kendine olan güvenini yitirmeye, yeni kararlar alırken başkalarına ihtiyaç duymaya başlarsın.

Bu durum karakterinde bir kangren etkisi yaratır. Kangren olan uzvu kesip atmak nasıl ki kurtuluşa ermekte muazzam bir yolsa, Burada da yapman gereken aynı şeydir.

Masa mı? Yoksa Balon mu?

Balon

Eğer ki sen masanın resmini çizmeye karar verdiğin halde ikinci(ler) balon çizmen konusunda seni ikna etmeye çalışıyorlarsa, yada sen resim çizmektense edebiyat dersinin sınavına çalışmak istiyorsan ve yine bu ikinciler seni resim çizmeye itiyorlarsa;

Sen şüphesiz ki onların istediği balondansa masayı daha güzel çizecek ve daha mutlu olacaksın.

Sen resim çizmek yerine sınava çalışacaksan mutlak suretle kendin için daha iyi olanı yapıyor olacaksın.

“10 kişi bir arkadaş meclisinde toplanmışsınız,

Karşıda bir inşaat var ve işçiler duvar örüyor. Ekibinizden 9 kişi duvarın yanlış biçimde örüldüğünü savunurken,

sen doğru olduğu konusunda kararlısın. Sen de olsan o duvarı o şekilde örerdin, ördürürdün.”

Bu aşamada sen duvarı örerken (ördürürken) bir ikinci gelse ve sana işi yanlış yaptığını söylese.  Onun kararını hayata geçirdiğin anda;  Sonuçlar pek iç açıcı olmaz.

1- Kendine olan güvenin kendin tarafından suiistimal edilmiş olacak.

2- Çevrendekiler senin bu işte yeterli olmadığını yeterli tecrübeye sahip olmadığını düşünecek

3- İkinci’yi tatmin etmiş olacaksın ve seni kendinden 1 kalem daha aşağıda görmesi için gereken gözlüğü kendi ellerinle ona takmış bulunacaksın.

Senin gerçekten de o duvarı yanlış örüyor olman bu 3 maddeden de daha hayırlı olacaktır. Düşünsene En azından artık tecrübe kazandın ve bu işin bu şekilde yapılmayacağını biliyorsun. Oysa diğer türlü hiç bir zaman öğrenemeyecektin belki de.

Mükemmel bir duvar ustası olmaksa amacın kendi kararın en önemli eğitimdi senin için. Oysa ikincinin kararını uygulamış olsaydın en fazla onun kadar iyi  olabilirdin. “En iyi asla…”

İnsanların Kararlarına, tecrübelerine saygı duy. Fakat kendi kararına daha fazla…. Ve inan unutma ki sana bu fikri verende bir zamanlar kendi kararını uygulamış, denemiş, yanılmış ve tecrübe kazanmıştır…

“Karar Vermek Bazen cesaret ister, byük cesaret….”

Sevgiler….

Cem…

 

“Yönetmeyi Bilmeyen, İtaat Eder”

William Shakespeare,


A. Cem DÜZGÜN hakkında

1987 Yılında Niğde'de dünyaya gözlerini açan Cem, Önce İstanbul'da Microsoft Sistem Mühendisliği eğitimini tamaladıktan sonra sırası ile Yurt içi ve Yurtdışı pek çok projede görev yaptı. Şuanda Ankara'da yaşıyor ve Web sitesi içeriği, tasarımı, Seo, e-ticaret ve teknoloji alanlarında danışmanlık hizmeti veriyor. Bildiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan Evli ve bir çocuk babası Cem aynı zamanda tam bir motosiklet manyağı.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.